Şiirlerimi okumak için tıklayın.



bembeyazsayfam - Blogcu - Sayfa 3
bembeyazsayfam Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım
Bahar, alıp başını gitmelerin mevsimidir...Can DÜNDAR

Kendine İyi Bak Bir Veda Değil Elveda Cümlesidir6/1/2007

Herkesin yüreğine oturmuş bir "Kendine iyi bak" cümlesi vardır          kuşkusuz...                        

 

                       

2 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Ben Sana Mecburum4/1/2007

                          

 

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum, sen yoksun!

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlarda bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum, sen yoksun!

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor.

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin...

Attila İLHAN

7 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Mazi Kalbimde Bir Yaradır25/12/2006

                      

 

Çok sevdiğim bir arkadaşımdan bana mail olarak

 gelen video da çalan bu şarkıyı ve sözlerini; "mazisi kalbinde bir yara" olanlara  hediye etmek istedim.Buyrun...

                      

Ben de gönül çektim eskiden
Yandı hayatım bu sevgiden
Anladım ki bir aşka bedel
Gençliğimmiş elimden giden

Önünde ben geldim de dize
Yar olmadı bu kimse bize
En nihayet düşüp can verdim
Gözündeki yeşil denize

Sarmadımsa da belden, geçmedim bu emelden
Bir hazin maceradır onu aldılar elden
Başkasına yâr oldu, eller bahtiyâr oldu
Gönlüm hep baştan başa viran bir diyâr oldu

Mazi kalbimde bir yaradır
Bahtım saçlarımdan karadır
Beni zaman zaman ağlatan
İşte bu hazin hatıradır

Ne göğsünde uyuttu beni
Ne bûseyle avuttu beni
Geçti ardından uzun yıllar
O kadın da unuttu beni

Sarmadımsa da belden, geçmedim bu emelden
Bir hazin maceradır onu aldılar elden
Başkasına yâr oldu, eller bahtiyâr oldu
Gönlüm hep baştan başa viran bir diyâr oldu..

 

Söz:Necdet Rüştü Efe
Beste:Necip Celal Andel

 

 

11 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Asıl Eksiklik23/12/2006
 
Asıl eksiklik, 
eksik olduğumuzu düşünmekti. 
Asıl eksiklik, 
çareyi başkasında aramaktı. 

Hayatın matematiği farklı;
iki yarımı toplayınca bir etmiyor. 
İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de
mutlu olamıyor.

9 ay boyunca karanlık bir yerde
dışarı çıkmayı bekledik 
ve dünyaya ağlayarak geldik.

Önce yalnızdık
Pişman gibiydik. 
Ya da mecburen gelmiş gibi. 

Biraz büyüdükten sonra, 
kendimizi bildiğimiz anda, içimizi kemiren, 
kalbimizi kurcalayan 
o tuhaf duyguyu hissettik: 

Bir yerde bir eksik var. 
Korktuk. 
"Bunun sebebi ne?" diye sorduk kendimize.

Cevabı yapıştırdık: 
"Demek ki sahip olmadığımız bir şeyler var. 
O yüzden eksiklik hissediyoruz." 

Büyüdükçe bir şey değişmedi. 
Yine huzursuzduk. 
İçimizden bir ses aynı 
sözcükleri fısıldıyordu: 
"Bir eksik var." 

Kafamız karıştı.
 Nasıl kurtulacağız bu iğrenç duygudan? 
Nasıl geçecek bu? 

Aklımıza yeni cevaplar geldi: 
Okulu bitirince geçecek. 
İşe girince geçecek. 
Para kazanınca geçecek.
Tatile gidince geçecek. 

Okulu bitirdik, 
diploma aldık. 
İşe girdik, 
kartvizit aldık. 
Çalıştık, 
para kazandık. 

Taşındık, araba aldık. Çalıştık, 
eve yeni eşyalar aldık. 
Tatile gittik. 
Dans ettik. 
Terfi ettik. 
Kartviziti değiştirdik. Daha çok çalıştık.
Daha çok para kazandık.
 Çalıştık,  çalıştık. Geçmedi.

"Bir yerde bir eksik var" hissi, 
hala orada duruyordu.
Bu sefer de 
"Sevgilimiz olunca geçecek" 
dedik. 

"Yalnızlığımız sona erince bu illetten kurtulacağız." 
Beklemeye başladık. 
Derken, 
biri çıktı karşımıza. 
Aşık olduk.
	
Ve anında başka biri olduk.
Daha güçlü, 
daha güzel, 
daha akıllı biri.

Hesap cüzdanları, kartvizitler, 
hatta ilaçlar bile böyle 
hissetmemizi sağlamamıştı. 

Sevgilimizin gözlerinde, 
daha önce bize verilmemiş kadar büyük 
sevgi ve hayranlık gördük. 
Sevgilimizin gözlerinde, 
Tanrı' yı gördük. 
Işığı gördük.

"Tünelin ucundaki 
ışık bu olmalı" 
diye düşündük 
"kurtulduk." 

Sonra bir gün, 
daha dün bize deli gibi aşık olan insan 
çekip gidiverdi.
Ya da artık eskisi gibi sevmediğini 
söyledi. 
	
Ya da başka birine aşık olduğunu söyledi. 
Ya da daha kötüsü, 
başka birine aşık oldu 
ama söylemedi. 
	
Telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından,
sevişmemesine bahane bulmak zorunda 
kalmamak için biz uyuduktan sonra yatağa gelmesinden 
anladık, 
bir terslik olduğunu.....

Belki de sevmekten 
vazgeçen veya terk eden sevgilimiz değildi, bizdik. 
Fark etmez. 
Sonuçta aşk bitti. 

Şimdi her yer bomboş. Şimdi tekrar yalnızız. 
Başladığımız yere döndük. 
Yıllarca uğraştık,
eksiğin ne olduğunu bulamadık.
	
Halbuki her şeyi denedik, her yere baktık. 
Öyle mi? 
Bakmadığımız bir yer kaldı. 
İçimize bakmadık.

Eksik parçayı dışarıda aradık ama içimizde saklı 
olabileceğini 
akıl etmedik. 
Birilerini sevdik, 
birileri bizi sevsin diye uğraştık ama 
kendimizi sevmedik. 

Şaşıracak bir şey yok, tabi ki sevmedik. 
Kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk?
Canımız yanmasın diye duvarların ardına 
saklanır mıydık? 

Kendimizi boş sanıp doldurmaya uğraşır mıydık? 
Terk edilmekten 
korkar mıydık? 
Asıl eksiklik, 
eksik olduğumuzu düşünmekti. 
Asıl eksiklik, 
çareyi başkasında aramaktı.
	
Hayatin matematiği farklı; 
iki yarımı toplayınca bir etmiyor. 
İnsan tek başına mutsuzsa başka biriyle de 
mutlu olamıyor. 

"Herkes beni sevsin" diye uğraşınca 
kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine 
şart koyuyor, 
sınır koyuyor.
	
Oysa 
"kendime duyduğum sevgi bana yeter" 
diye düşününce, 
kendimizi olduğumuz gibi kabullenince 
yarım tamamlanıyor. 
 Her şey bir oluyor. 
	
İşte o zaman perde aralanıyor. 
Acı diniyor. 
İşte o zaman
başka 'bir'iyle bir araya gelerek, 
hesabin kitabin, 
korkunun kaygının hüküm sürdüğü sahte bir sevgi yerine, 
gerçek bir sevgi yaratılabiliyor...

-Can Dündar


3 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Sevmek18/12/2006

                             

SEVMEK

"Sevmek" dedim.

"Yoluna ölmek" dedi

"Yol" dedim.

"Alıp başını gitmek" dedi.

"Gitmek" dedim.

Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrılmak" dedi.

"Dost" dedim.

Durdu. Bana baktı. "Dost" diye mırıldandı.

"Yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi.

"Yürek" dedim.

"Dünyaları içine sığdıramadığım" dedi.

"Dünya" dedim.

"Hayatın bir yüzü" dedi.

"Yüz" dedim.

"Ardında ne gizli bilemediğim" dedi.

"Giz" dedim.

"Hep çözmeye çalıştığım" dedi.

"Çalışmak" dedim.

"Bitmeyecek öykü" dedi.

"Öykü" dedim.

"Binlercesini içimde gizliyorum" dedi.

"Gizlemek" dedim.

"İşte, her şeyin bitimi" dedi.

"Şey" dedim. "Sevda" dedi.

"Sevda" dedim.

"Peşinden koştuğum" dedi.

"Koşmak" dedim.

"Hayat, bir maraton" dedi.

"Hayat" dedim.

"Öyle kısa ki!" dedi.

"Niçin kısa?" diye sordum.

"Yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi.

"Yaşanması gereken ne var? " diye sordum.

"Aşk" dedi. "Kaç kere?" diye sordum.

"Bin kere" dedi, "Milyon kere"

"Neden bir kere değil?" diye sordum.

"Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi.

"Önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum.

"Keşke olsa" dedi, "Ama önce yoğrulmak gerek"

"Acı çekmek mi?" diye sordum.

"Evet, aşk acısında yok olmak" dedi.

"Yok olunca!" dedim.

"İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi.

"Gerçek aşk!" dedim.

"Büyük o!" dedi.

Durdum. Durdum. Ve sustum!

"Neden sustun?" diye sordu.

"Yüreğim titredi sanki" dedim.

"Neden?" diye sordu.

"Bilmiyorum" dedim. "Büyük O!"

"Evet" dedi, "Büyük O!"

"Nerede?" diye sordum.

"Her yerde" dedi.

"Nasıl?" diye sordum.

"Yüreğini aç" dedi.

"Yüreğimi açmak!" dedim.

"Bir tebessümle bak her şeye" dedi.

"Tebessüm" dedim.

"Her kapının anahtarı" dedi.

"Kapı" dedim.

"Girmeden bilemezsin" dedi.

"Ya korku!" dedim.

"Bilinmeyenden korkar insan" dedi.

"Ben bilmiyorum" dedim.

"Neyi?" diye sordu.

"Ben'i" dedim.

"Sen kimsin?" diye sordu.

"Ben kimim?" diye sordum.

"Sevgiyle beslenensin" dedi.

"Kimin sevgisiyle?" diye sordum.

"Büyük O'nun" dedi.

Durdum. Durdum. Yine sustum.

"Kimsin?" diye sordum.

"SEN'im" dedi.

 

Alıntıdır

6 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Bir İlkbahar Sonu15/12/2006

                       

Bir ilkbahar sonu idi..

Hayatıma tarifsiz yağan karların başlangıcı..

Umutların boynunu büküp,hüzne teslim olduğu

Bir ilkbahar sonu…

 

Koca Yaz mevsimine darbe vuran

Bir İlkbahar sonu..

 

Belirsizliklerle savaşan ruhumun,

Kırık kalbimin ve yorgun bedenimin anatomisi

Bir ilkbahar sonuydu…

 

Beynimde asılı kalan sorularla;

çözülmesi imkansız bir kör düğüm atıldı yüreğime

Bir ilkbahar sonu da…

 

Ve bir mevsimi griye çeviren insana kırgınlığım,

İki kelimelik, tek cümlede takılı kaldı..

 

Acı yürekle yüzleşmekmiş,

Acı  gölge de kalanların hesabını yapmaktaymış…

Söylenen tek bir cümlenin,

İçimde bıraktığı derin iz imiş meğerse …

 

Mutluluk destek veren dostun koca yüreğindeymiş..

Mutluluk bir ilk bahar sonunda  yitirilenlerin,

Bir sonbahar sonunda kazanılmasıymış…

 

Bembeyazsayfam

 

 

 

1 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Bana Bunu Yapmayacaktın23/8/2006

                     

 

Bana bunu yapmayacaktın
Öyle sırtımdan vurmayacaktın beni
Gelişin gibi onurlu olmalıydı gidişin
Ve öylesine gururlu bitişin.
Gel gör ki kötü oynadın bu oyunu
Erken düştü masken yüzünden
Demek sen içimde büyüttüğüm bir dev değil
Bir hiçtin
Görüyorsun işte
Gittin
Ve de bittin…
Bana bunu yapmayacaktın
Böyle bir hançerle yıkmayacaktın beni
Bir ihanetin adresi olmamalıydı ayak izlerin
Yoksa ben mi yanlış tanıdım seni?
Yoksa hep böyle kirli miydi senin denizlerin?
İşte ellerimde
Suç ortağın bir sinema bileti
Bir pastane köşesi
Bir tiyatro gişesi.
Bu kadar ucuza gitmeyecektin
Sigara dumanlarında harcamayacaktın bu aşkı
Ve aşk cellatlarına meze yapmayacaktın beni
Şimdi boş bir mezar bulsam
Seni böylesine sevdiği için
Oraya bırakırdım kalbimi…
Bana bunu yapmayacaktın
Böyle küstürmeyecektin şiirlerimi
Kan kırmızısı yağmurlar
Yağdırmayacaktın gecelerime
Kanatlarını kırmayacaktın umutlarımın
Beni böyle çıldırtmayacaktın!
Artık
Adın ihaneti çağrıştırıyor bana
Ve tadın bir yılanın en öldürücü zehrini
Söyle
Şimdi hangi yüreğe saplıyorsun
O acımasız hançerini? ..
Bil ki
Bundan böyle
Yasaklanmış kitaplarım gibisin bana
Yaklaşmam yasak
Dokunmam yasak
Ve ömrümce
Sarılmam yasak sana! ..

 

Ahmet Selçuk İlkan

 

8 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Hayırlı Kandiller20/8/2006

                                

 

Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla'ya sunacağı ve O'nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir. Kandiliniz

 hayırlı olsun!

 

 

8 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Muhbir Vatandaş12/8/2006

               

 

Komiserim,
şikayetçiyim, komplo kurmuşlar.
Göğü boyamışlar,
daha bir parlak daha bir mavi .
Denizi de,
daha bir yeşil, daha bir derin.
Benden duymuş olmayın ama,
şarkıları da değiştirmişler
neşe katmışlar müziğe,
sözler de daha bir anlamlı
şiirler de öyle.
Yutturamazlar,
yollara yay döşemişler kesin
bastıkça geri tepiyor insan.
Çiçekler, ağaçlar ve kuşlar da
alet bu işe...
Bir koku, bir cıvıltı var ki havada..
Ha, bir de insanlara
rüşvet yedirmişler belli,
geçerken bakıp bakıp gülümsüyorlar.
Rüzgâr da, güneş de payını almış
daha bir serin, daha bir sıcak.
Yok canım, baharla ilgisi yok bunun.
O kıza aşık da değilim eminim.
Kesin bir komplo bu komiserim.
Şikayetçiyim!!!

İmza: Bir Muhbir

14 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

O Yolda10/8/2006

                  

 

Geliyor sandığım gidiyor çıktı.
Başlıyor umduğum bitiyor çıktı,
Üstüne-üstüne gittim, ne gidiş
Altına-altına iniyor çıktı.

Uyu buyu dendi, düşüme gittim,
Haydi işe dendi, işime gittim,
Yaşa dendi, yaşıma gittim,
Yendiğim sandığım yeniyor çıktı.

Bozguna benziyor, saklasam olmaz,
Eskiye yeniden başlasam olmaz,
Yakıştırsam olmaz, yazmasam olmaz,
Maviye boyadım, baktım mor çıktı.
Sapsarı saclarım vardı, aklaştı,
Anılar üst üste bindi yükleşti,
Bir büyük oyunun sonu yaklaştı,
Tüm yanan ışıklar sönüyor çıktı.

Gözümde bir ışık, çağırıyordu,
Beşikte bir çocuk, bağırıyordu,
Öyle bir düğündü, can çalıyordu,
Gel cani sandım git çalıyor çıktı.

Kimler yoktu bizim kervanda,
Birer indi hepsi bir handa,
Savurduk sap saman biz bu harmanda,
Bir gidiş yoluydu, donuyor çıktı

 

Özdemir ASAF

5 Yorum | Yorum Yaz | Bağlantı

Sayfa :1 Toplam: 8
Son Sayfa | Sonraki Sayfa

Counter Stats
car rental
car rental Counter